Sokak hayvanları için hazırlanan yeni yasal düzenleme, Türkiye’nin dört bir yanında hararetli tartışmalara yol açtı. 2026 yılının başında kamuoyuna sunulan taslak, sahipsiz hayvan popülasyonunun kontrol altına alınması, barınak koşullarının iyileştirilmesi ve hayvan haklarının güvence altına alınması gibi kritik başlıkları içeriyor. Ancak düzenlemenin detayları, özellikle hayvanseverler, yerel yönetimler ve veteriner hekimler arasında ciddi görüş ayrılıklarına neden oldu. Peki, bu yeni düzenleme tam olarak neyi hedefliyor ve neden bu kadar büyük bir tartışma yaratıyor?
Tarım ve Orman Bakanlığı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın ortak çalışmasıyla hazırlanan taslak, üç ana eksen üzerine kurulu. İlk olarak, belediyelere sokak hayvanları için kısırlaştırma, aşılama ve bakım merkezleri kurma zorunluluğu getiriliyor. İkinci olarak, hayvan sahiplenmeyi teşvik eden vergi indirimleri ve barınaklardan sahiplenilen hayvanlar için ücretsiz veteriner hizmeti öngörülüyor. Üçüncü ve en tartışmalı madde ise, belirli süre içinde sahiplenilmeyen hayvanlar için uyutma (ötenazi) seçeneğinin belediyelere bırakılması.
Ankara Barosu Hayvan Hakları Komisyonu Başkanı Avukat Ayşe Yılmaz, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Uyutma maddesi, Anayasa’nın hayvanları koruma yükümlülüğüne aykırıdır. Bizim önerimiz, kısırlaştırma ve sahiplendirme seferberliğinin devlet eliyle finanse edilmesidir” ifadelerini kullandı.
Düzenlemenin en somut etkilerinden biri, belediyelere getirilen ağır sorumluluklar. Büyükşehir belediyeleri, ilçe belediyeleriyle işbirliği içinde her 100 bin kişiye en az bir modern barınak kurmakla yükümlü olacak. Ayrıca, mevcut barınakların 2027 yılına kadar uluslararası standartlara uygun hale getirilmesi gerekiyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden alınan bilgiye göre, sadece İstanbul’da yaklaşık 150 bin sahipsiz hayvan bulunuyor ve bu sayı her yıl yüzde 20 artıyor. Belediye yetkilileri, mevcut barınak kapasitesinin yetersiz olduğunu ve yeni düzenlemenin mali yükünün bütçeleri aşacağını belirtiyor.
Tartışmaların odağında, taslağın 12. maddesi yer alıyor. Bu maddeye göre, barınaklara getirilen ve 30 gün içinde sahiplenilmeyen hayvanlar, veteriner hekimlerden oluşan bir komisyon kararıyla uyutulabilecek. Hayvan hakları dernekleri, bu uygulamanın Almanya ve İngiltere gibi ülkelerde terk edildiğini, Türkiye’nin ise kısırlaştırma seferberliğiyle sorunu çözebileceğini savunuyor. Öte yandan, bazı veteriner hekimler, kontrolsüz üreyen popülasyonun hem hayvanların kendisi hem de insan sağlığı için risk oluşturduğunu, bu nedenle sınırlı ve etik kurallara bağlı bir ötenazi uygulamasının gerekli olabileceğini dile getiriyor.
Bu düzenleme, aslında sadece bir hayvan politikası değil, aynı zamanda toplumsal bir sözleşme niteliği taşıyor. Türkiye’de sokak hayvanları kültürü, yüzyıllardır var olan bir birlikte yaşam pratiğine dayanıyor. Ancak kentleşme, nüfus yoğunluğu ve çevre kirliliği gibi faktörler, bu ilişkiyi yeniden tanımlamayı zorunlu kılıyor. Kimi vatandaşlar, başıboş köpek sürülerinin çocuklar ve yaşlılar için tehlike oluşturduğunu belirtirken, kimi vatandaşlar ise hayvanların yaşam hakkının korunması gerektiğini vurguluyor.
Sokakta yaşayan bir hayvanı besleyen İzmirli emekli öğretmen Mehmet Bey, “Ben 10 yıldır mahallemdeki kedilere bakıyorum. Onlar da bu şehrin sakini. Ama kontrolsüz üreme gerçekten sorun. Çözüm, ne onları yok etmek ne de görmezden gelmek olmalı. Bilimsel ve insancıl bir yol bulunmalı” diyor.
Düzenlemenin ekonomik boyutu da tartışmaların önemli bir parçası. Türkiye’de yılda yaklaşık 2 milyar lira, sahipsiz hayvanların bakımı ve tedavisi için harcanıyor. Ancak bu rakamın büyük kısmı, gönüllü bağışlar ve yerel yönetim bütçelerinden karşılanıyor. Yeni düzenlemeyle birlikte merkezi bütçeden ayrılacak kaynak miktarı henüz netleşmiş değil. Hukuki açıdan ise, 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nun bazı maddelerinin değiştirilmesi gerekiyor. Uzmanlar, ötenazi maddesinin Anayasa Mahkemesi’ne taşınmasının kuvvetle muhtemel olduğunu belirtiyor.
Görünen o ki, sokak hayvanları için yeni düzenleme, kısa vadede çözülmesi zor bir denklem sunuyor. Bir yanda hayvan hakları savunucularının etik hassasiyetleri, diğer yanda belediyelerin uygulama kaygıları ve toplumun güvenlik endişeleri bulunuyor. Ancak tüm tarafların ortak bir noktada buluşması mümkün: Kısırlaştırma ve sahiplendirme seferberliğinin devlet politikası haline getirilmesi, barınakların modernize edilmesi ve toplumsal farkındalığın artırılması. Önümüzdeki haftalarda TBMM’de görüşülecek olan taslak, bu dengelerin nasıl kurulacağını gösterecek. Türkiye, bu düzenlemeyle sadece hayvanların değil, aynı zamanda insanların da daha huzurlu yaşayacağı bir gelecek inşa etme fırsatına sahip.
EtiketlerSende Paylaş: Facebook Tweet Google+ Pinterest Whatsapp
© Copyright 2026 Giybet.ORG - Tüm Hakları Saklıdır.